YA TUTULACAK KADAR YAKIN OL YA UNUTULACAK KADAR UZAK

19/5/2006 - Oyuna Gelmeyelim...

Değerli arkadaşlarım,

 

Danıştay 2. Daire üyelerine gerçekleştirilen saldırıyı kınıyoruz. Şiddeti şiddetle ve nefreti nefretle kınamıyoruz, sadece kınıyoruz. Hiçbir gerekçe, gayri hukuki bir saldırıyı haklı kılamaz. Şiddet insanların en ilkel tepkisidir, ancak en ilkel kabilelerin gösterebileceği tepkidir. Hepimiz aynı şekilde düşünen insanlar değiliz ve elbette olmayacağız; aksi takdirde "birey" den değil "sürü"den bahsedilecektir. Herkes farklı düşünecek ve bu farklılıklarımızı en büyük zenginliğimiz kabul ederek bir arada yaşayabilmektir. Bunun sağlanamamış olması ülkemiz adına üzüntü vericidir.

 

Değerli dostlarım elbette hiçbir sonuç gelişigüzel gerçekleşmemiştir. Bu olayda devletin en üst düzeyinde sorumluluk sahibi olan insanlarından medyasına kadar sorumluluk sahibi olan kişi veya kurumlar bu sorumluluğu yeterince göstermemişler, bir ölçüde bilerek veya bilmeyerek bir kurumu ve onun üyelerini hedef göstermişlerdir. Bu noktada iltihaplı bir alan yaratmışlardır ki terör de bu alanı keşfederek bu sorunlu alandan çok şey çıkarmayı amaçlamıştır. Bu olay da açıkça göstermektedir ki devlet yönetmek, etkin kurumlara sahip olmak çok güçlü bir basiret gerektirmektedir.

 

Bu olaya her kesim tepkisini demokratik ölçüler içerisinde göstermelidir. Özellikle dini hassasiyetleri yüksek olan toplum kesimi şiddetin her türüne ve herkese yönelmiş olanına karşı olduğunu en gür sesiyle söylemelidir. Şiddet bir tarafa yöneldiğinde sessiz kalmak kendine yöneldiğinde tepki vermek sadece şiddetin asırlarca yaşamasına imkân tanır. Hiç kimse hiçbir kesim illegal bir olaydan veya durumdan menfaatlenmeye çalışmamalı, onun karşısında olduğunu açık yüreklilikle göstermelidir. Bu nedenle olaya en açık tepkilerden birisinin dini hassasiyetleri yüksek olan kesimden gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Diğer taraftan bunu "avukat" adıyla tüm avukatlara veya tüm hukukçuların zan altında bırakılması da bu saldırının amacına ulaştığını gösterecektir. Burada insanlar kendi kimlikleriyle bu işi üstlenmişlerdir, bir meslek grubunun zan altında bırakılması da bir ölçüde terör saldırısını ganimet bilmektir. Bu yönüyle Terörle Mücadele Kanunu tasarısı kapsamında müdafi yetkilerinin kısıtlanması için bir gerekçe oluşturulacak olması da aynı derecede terörden nemalanmaktır. Terör saldırısından çıkarılabilecek iki sonuç vardır; her türüne karşı olmak ve asla bundan bir fayda elde etmeye çalışmamaktır.

 

Bu saldırı ile gerçek amaçlanan ise, saldırının ülkemizde laik-anti laik şeklinde yeni bir kamplaşma yaratmaya çalışmasının çok açık ortada olduğudur. Bu bakımdan yapılan eylem kendisince çok başarılı bir hedefi seçmiştir. Ancak biz artık bu senaryoları yüzlerce defa yaşamış bir toplumun tecrübesinden istifade ederek olabildiğince sağduyulu davranarak bu olayın amacına ulaşması engellenmiş olacaktır. Bu yönüyle artık toplum mühendislerinin yönlendirmeleriyle yürümeyecek kadar gelişmiş bir toplum olduğumuzu göstermenin zamanıdır. Bu yönüyle bu mesajın en önemli tarafı da sağduyunun korunmasıdır.

 

Saygılarımla.

 

Ben Avukatım. Bu mail bir hocamızdan gelmişti. Olaylara çok iyi değinmiş diye düşünüp blogumda paylaşmak istedim. Ve sen olarak...

 

OYUNA GELMEYİN................

11 YorumYorum yaz!Bağlantı

4/3/2006 - DOST

"Hani, diyorum da, insanın gerçekten mükemmel bir dostu olsa...
"Ona",  şöyle,
içine sindire-sindire, kocaman bir sarılsa...
Ne iyi olur değil mi? Dostunuz!
dostunuz var mi? Kadın ya da erkek... Hiç fark etmez. Gerçek
  dostun cinsiyeti olmaz. Paylaştığınız birileri var mı? Var ise mesele
yok.


  Yok ise,
gidin bulun hemen! Sırlarınızı paylaştığınız. Özlediğinizi
açık
yüreklilikle
söylediğiniz. "Canım benim!..
dediğiniz... Telefonda bile saatlerce konuştugunuz, sıcacık
biri...
"O"nu görmediğinizde yüreğinizin "pıt-pıt" attığını
hissettiğiniz,bir
dostunuz var mi? Dert ortağı, sohbetlerinizi paylastığınız,
yalnızlığınızı
anlattıgınız, sevincinizi hisseden biri... Yalnız kaldığınızı
düşündüğünüzde, birilerine öfkelendiğinizde, sevdiklerinizi
özlediğinizde,
hayal kurduğunuzda
yanınızda o var mı?
  Sizi hiç yalnız bırakmayan biri... Cesur, sempatik, azimli,
kararlı,
  Arayan, soran,"Seni özlüyorum" diyen biri. Böyle bir canlı ile her
şeyi konuşabilir, paylaşabilirsiniz. Yanıltmaz! Anlayışla
karşılar
herseyi...
Hataları, günahlari-sevapları, her bir şeyi konuşabilirsiniz
onunla...
Hic yalnız kalmazsınız nitekim... Böyle bir dost bulmak için
fazla
bir arayış
içinde olmanıza gerek yoktur. O kendiliğinden çıka gelir
zaten.
(Elektrik olayı ..) Bir gün bir bakarsınız karşınızda... Bir
de
bakmışınız
sımsıcak sohbetler, derin konular, sırlar,paylaşımlar...
Kimseye
söyleyemediğinizi,
en yakininiza anlatamadıginizi, gecmisteki izleri, gelecege
  dairlerinizi,
sadece ona anlatir olursunuz. Kadin, erkek Bir dost bulun! Ama gercek
olsun. Aradıginda isinizi degil, sizi soran... Kötü gününüzde
ev
sahibi,
iyi
gününüzde kiraciniz olsun. Anlatsin, konussun, acik-secik,
korkmadan
yasasin. Güvensin! Cinsiyeti olmasin!
Bir kartal kadar hasin, bir maymun kadar saklaban, bir ceylan
kadar
narin
olsun. Dogrulari söylesin.
Gercekci olsun. Yaniltmasin, kandırmasin! İcten, sevecen,
sempatik,
sevdalari, özlemleri anlayabilen biri olsun. Anlasin! Agziyla
degil,
  gözleriyle ve kalpten konussun. Yasasin!
Doya-doya yasasin, doya-doya yasatsin.
Beyninden değil, yüreginden versin. "Olsun varsin!
Paylasirim." desin.
Bir dostunuz olsun.
Sizi ve benliginizdekileri paylassın...
Dost olsun!
Ama... Gercek bir dost..

D O S T C A K A L I N.........

CAN DÜNDAR

20 YorumYorum yaz!Bağlantı

4/3/2006 - Bavulları Hep Toplu Durmalı Insanın...

(Can Dündar)
Bavulları hep toplu durmali insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
Ihanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı ...
Çünkü “omuz omuza” günlerin vakti geçti.
Dayanışma, günümüzün borsasinin değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlılklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız.
Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil;
Zaman, tek basina dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır...
Işte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı...
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli...
Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan, yalnızlığa yücelten paragraflar aşmalı evin en görünür duvarlarına...
“Yalnızlık paylaşılmaz/Paylaşılsa yalnızlık olmaz”
Dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere “Şu anda size cevap verebilecek kimse yok! ” denmeli,
“Belkide hiç olmayacak...” cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı...
Susmanin utancı öldürür...
O yüzden en sessiz gecelerde “Doğruydu, yaptım” la teselli bulmalı insan.
Feryada komşuların yetişmemesine,
Soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye,
Kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur,
Ama hep kalıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli...
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
4 YorumYorum yaz!Bağlantı

8/11/2005 - Hikaye (KOMİK)

Kategori: Komikler

Öykü bu ya.....


Süleyman Demirel ölmüş. Ahiret kayıt-kabul melekleri karşılayıp günah sevap defterini kontrol etmişler ve ceza çekmek üzere
Cehennem zebanilerine teslim etmişler. Zebaniler Demirel'i Cehennemin dibine göndermişler.

Bir süre sonra Zebaniler periyodik kontrole geldiklerinde bir de ne görsünler?

Demirel mayosunu giymiş, hamağa uzanmış, gözlerinde güneş gözlüğü, elinde minik şemsiyeli bir meyve suyu; keyif çatıyor. Bu
arada Cehennemin çeşitli il, ilçe ve bucaklarından gelen kasketli heyetler, sepetlerinde çeşitli sebzeler ve meyveler bulunduğu halde Demirel tarafından kabul edilmeyi bekliyor.

Zebanilerden müteşekkil teftiş kurulu derhal incelemeye gelmiş. Bakmışlar ki Demirel Cehennem'deki sıcak lav rezervlerinin üzerine
termik santral kurmuş, lav ırmaklarına da barajlar yapmış, onlardan elde ettiği enerji ile cehennemin her yerine klimalar taktırmış,
Kurduğu fabrikalardan taşlar üreterek Cehenneme otoyol ağı yapmış.

Hemen onu Cehennem'den çıkartmışlar.

 

Evvelce vefat etmesine rağmen VIP salonunda beklemekte olan Turgut

 

Özal'ı Cehenneme atmışlar.

Cehennemi periyodik olarak kontrol eden Teftiş Kurulu Zebanileri Özal'ı Cehennem'in kapısının önünde para sayarken bulmuşlar.
- Hey! Sen neden Cehennem'de değilsin? diye çıkışmışlar Özal'a.

 

Özal
- Cehennem'i Fransızlara sattım, artık hem daha fazla lav üretiyor, daha yüksek ısı sağlıyor, kapasitesini de arttırdık, daha çok yerli
zebani istihdam ediyor, artık kainat çapında hizmet veriyor,hem de artık ahiret bütçesine yük olmaktan kurtuldu. Biz de bu vesileyle yolumuzu bulduk, demiş.

Onu da derhal Cehennem'den çıkartıp yerine Tayyip Erdoğan'ı atmışlar.

Bir süre sonra kontrol etmek üzere geldiklerinde Cehennem'e girememişler.

Çünkü kapıda tanımadıkları Ingilizce, Fransızca ve Flamanca konuşan zebaniler onların girişlerini engelliyor, girmek istiyorlarsa
en yakın konsolosluktan Schengen vizesi almaları gerektiğini söyleyip duruyorlarmış. Zavallı Zebaniler ne olduğunu araştırırken karşıdan Günter Verheugen ile Karen Fogg'un geldiğini görmüşler.

Meğerse Cehennem AB'ye girmiş.

Hemen Erdoğan'ı da oradan çıkartmışlar ve yerine Bülent Ecevit'i atmışlar.

Zebaniler "- Ecevit'i gönderdik ya, artık Cehennem nihayet Cehennem gibi olacak!" diye sevinirlerken bir de bakmışlar ki,

Cehennem'de ateş sönmüş. Hatta insanlar üşümeye, soğuktan kürklere sarılmaya başlamışlar.

Kontrolör zebaniler kontrole gelmişler ki ne görsünler? Kömür bitmiş. Kömür ve ateş ithal edecek döviz olmadığından kuyruklar oluşmuş.

Cehennem çalışanları greve gitmiş. Cehennem mensupları birbirlerine anayasa kitapçıkları fırlatmaya başlamışlar. Bu arada Ecevit ve Rahşan Hanım dizlerine renkli birer battaniye örtmüş, huzur içinde elele, dizdize, gözgöze oturuyorlarmış.

Derhal Ecevit'i Cehennemden çıkartıp yerine Baykal'ı koymuşlar.

Cehennem bu sefer daha da yaşanılmaz bir yer olmuş. Önce ikiye, sonra dörde bölünmüş. Yakalayan yakaladığını yumruklar olmuş. Huzur güven kalmamış.

Baykal kızgınlıkla "Cehennem bizlerindir! Beğenmeyen çeker gider. Bakın başka yerler de var! Yakınımızda Cennet bulunuyor! Hadi
yallah!" diye nutuklar çekerken Sarıgül "-Cehennem babanın malı değil.

Bizim yerimiz burasıdır!" diye bağırıyormuş

 

(ALINTI)

31 YorumYorum yaz!Bağlantı

8/11/2005 - SEVGİLİ GÜNLÜK ( Birazda Gülün )

Kategori: Komikler

>>>>>Sevgili günlük,
>>>>>Herkes, hersey altüst oldu, güvenebilecegim
>>>>>dostlarimdan sadece
>>>>>Brutus kaldi.
>>>>>Julius Sezar, IÖ 40
>>>>>-------------------------------------
>>>>>Sevgili günlük, bizim imparator iyice sapitti,
>>>>>Ülkenin etrafina
>>>>>duvar örün!" diye tutturdu. Yok artik ebenin... Bu
>>>>>adam ya ülke sinirlarini
>>>>>bilmiyor ya da bizimle kafa buluyor.
>>>>>Mimar Wung-zu, IÖ 200
>>>>>-------------------------------------
>>>>>Sevgili günlük,
>>>>>nbsp;
>>>>>Içimden bir ses Ay'a gidilecek, Roma bölünecek
>>>>>falan diyor. Hatta
>>>>>Ikiz Kuleler yikilacak da diyor da, ben bu "Ikiz
>>>>>Kuleler" nedir onu
>>>>>çikaramadim, haydi hayirlisi...
>>>>>Nostradamus, 1550
>>>>>-------------------------------------
>>>>>Sevgili günlük,
>>>>>Senden baska derdimi anlatabilecegim kimse yok!
>>>>>Alt tarafi bir elma
>>>>>ya! Bir elma kadar degerim yokmus iyi mi...
>>>>>Adem
>>>>>-------------------------------------
>>>>>Sevgili günlük,
>>>>>Kraliçe'nin sponsorlugunda aylarca okyanuslarda
>>>>>dolandim, bula bula
>>>>>Hindistan'i buldum. Sansimi... Ben simdi
>>>>>Kraliçe'ye ne dicem ya?
>>>>>Dalga geçmez mi benimle, "Kristof Efendi Hindistan'i
>>>>>mi buldun, tebrik ederim!" diye?
>>>>>Kristof Kolomb, 1492
>>>>>-------------------------------------
>>>>>Sevgili günlük,
>>>>>Bir yemin ettim ki dönemem.
>>>>>Hippokrat IÖ 400
>>>>>-------------------------------------
>>>>>Sevgili günlük,
>>>>>Aramizda kalsin ama, bizim stajer Monica var ya, !
>>>>>Seytan diyor ki, at sunu Oval Ofis'e, kim
>>>>>nereden duyacak ki!
>>>>>Bill, 2000
>>>>>------------------------------------
>>>>>Sevgili takvim,
>>>>>Yarin beni basbakan yaptilar. Ben de Ankara'ya
>>>>>liman yaparak millete
>>>>>Olan borcumu ödetecegim. Ama çok yoruluyorum.
>>>>>Hatta yorgunluktan
>>>>>sürekli hasülüsas, hasülünis, hasülas,
>>>>>hasünilas, hasss....
>>>>>Tansu Çiller, 2001
>>>>>-------------------------------------
>>>>>Sevgili günlük,
>>>>>Bu Rus hatun var ya, beni yiyip bitirdi. bir
>>>>>gece takilsam
>>>>>diyorum suna, duyan olur mu acep?
>>>>>Baltaci, 1711

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yaklaşık olarak 10 yıldır şiirle ilgileniyorum. Hece ölçüsüyle yazdığım ilk şiirlerden sonra serbest tarzda şiire yöneldim. Çeşitli internet sitelerinde şiirlerimi yayınlıyorum.Bedirhan Gökçenin kişisel web sitesinde ve Antoloji.com sitesinde yaklaşık 5 yıldan beri şiirlerimi yayınlıyorum. Hayatıma sonradan giren ama çok büyük bir yer kaplayan bir olguydu şiir benim için. Şiirle tanıştıktan sonra bırakmak cidden çok zordur. Ben artık şiir tiryakisi oldum. Bu zamandan sonra amacım şiirde belli bir olgunl

Arkadaşlarım

zeze
okay YILDIZ
katre
Bengisu Akbulut
ismailkorpe
joezombi
Zuper Men
yansimalar
efrasyap
emresem
joone
nymphia
asmakilit
butterfly
derin
milkboy
esin
dilbeste
ehalimyilmaz
prens tenes
nurdane diken
vedat1987
varolus09
sahnur
hamitakcay
caglar
minecan
kristian
geceperisi
boranfirtinasi
sukranca
omasozturk
washucan
shekkercik
maviperi
katre nil
sezaikarakoc
turkiyem
cicibisiiy cicibisiiy
batumania
ytma
kartopum
yunusevren
songul
geda
twesty
seyircikalma
anubiss
dome
unutulan
masal
uzakufuklar
karacocuk
centilmenbay
sinancem
bidenem390
iktibas
geceyagmuru
mordillo
titus
wintersun
beyazatli
alexandrette
taraftaryorum
hr
halit007
eyasin
Ekrem Yıldırım
nstar
shapeworks
bloglist
kevsergur
zeynepkorkmaz
emir35
waluable
tuluy